İnternet Trafiğinde Türkiye Fırsatı: Saha Hazır, Sıra Karar Vericilerde
Son günlerde internet değişim noktalarına ilişkin düzenleyici çerçeve ihtiyacı ve internet trafiğinin yerel ağlarda tutulmasına yönelik tartışmalar yeniden gündeme gelirken, TELKODER konuya ilişkin değerlendirmelerini ve çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaşıyor.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), 5 Mayıs’ta işletmecilere ilettiği yazıyla, hedefi Türkiye olan internet trafiğinin yurt dışına çıkmadan iletilmesine yönelik tedbirlerin hayata geçirilmesini gündeme taşıdı. Türkiye’nin verisinin mümkün olduğunca ülke sınırları içinde dolaşması; milli güvenlikten hizmet kalitesine, gecikme sürelerinden maliyet optimizasyonuna kadar birçok açıdan stratejik önem taşıyor.
Ancak bu hedefe ulaşmak için yalnızca çağrı yapmak yeterli olmuyor. Sorunun kaynağını doğru tanımlayan, yapısal eksiklikleri gideren ve tüm paydaşları kapsayan bütüncül bir yaklaşım gerekiyor.
Kavşaktaki Türkiye, Boş Geçen Trafik
Türkiye’den komşu ülkelere iletilen bir e-posta, görüntülü görüşme ya da basit bir veri paketi çoğu zaman beklenmedik rotalar izliyor. Trafik çoğunlukla Türkiye’den çıkarak İtalya, Almanya ve İsveç gibi düğüm noktalarından geçiyor, ardından hedef ülkeye ulaşıyor. Örneğin İstanbul’dan Bakü’ye gönderilen verinin önemli bir bölümü Stockholm üzerinden yönleniyor. Benzer şekilde Türkiye’den Gürcistan’a giden veri paketlerinin önemli bir kısmı ülke sınırları içinde kalmadan yoluna devam ediyor.
Bu yapı hem ekonomik hem de operasyonel açıdan ciddi sonuçlar doğuruyor. Türk operatörler, gereksiz şekilde uzayan trafik rotaları nedeniyle Avrupa’daki altyapı sağlayıcılarına ek maliyet ödüyor. Veri paketlerinin kat ettiği mesafe arttıkça gecikme süreleri yükseliyor, kullanıcı deneyimi zayıflıyor ve hizmet kalitesi düşüyor.
Türkiye, Avrupa, Orta Doğu, Kafkasya ve Orta Asya’nın kavşağında yer alıyor. Bu coğrafi avantaj, ülkemize bölgesel veri merkezi ve internet trafiği merkezi olma fırsatı sunuyor. Ancak mevcut yapı nedeniyle trafik Türkiye’de buluşmak yerine farklı ülkelere yönleniyor.
Sorun Teknik Değil, Yapısal
Türkiye, dört yöne kapı açan büyük bir kavşak konumunda. Ancak kavşağın merkezinde ortak bir buluşma alanı bulunmadığı için insanlar aynı şehirdeki bir noktaya ulaşmak adına dahi dolambaçlı yollar gerektiriyor. Oysa teknik kapasite, altyapı ve talep mevcut; eksik olan unsur bu yapıyı bir araya getirecek düzenleyici ve kurumsal çerçeve.
Sorun teknik yetersizlikten kaynaklanmıyor. Mevcut yapıda yerel trafik taşımanın maliyeti çoğu zaman yurt dışı transit maliyetlerinin üzerine çıkıyor. Bu durum, kurulu olan ekonomik yapının doğal sonucu olarak ortaya çıkıyor. Yapı değişmediği sürece hiçbir teknik önlemler tek başına kalıcı bir çözüm üretmiyor.
Türkiye’deki internet trafiğinin yurt içinde kalabilmesi için üç unsurun aynı anda devreye alınması gerekiyor:
İlk olarak, operatörlerin Türkiye içinde buluşabileceği ortak noktalar. Uluslararası literatürde bunlara İnternet Değişim Noktası (İDN) deniyor. Ülkemizde bu yapıların sayısı yetersiz; mevzuatımız ise bunların ne olduğunu, kimin nasıl katılacağını henüz tanımlamıyor.
Bununla birlikte, büyük operatörlerin de bu buluşma noktalarına katılması. Bugün küçük ve orta ölçekli işletmeciler bu yapılarda yer alırken, büyük oyuncuların önemli bir bölümü sistem dışında kalıyor. Bir operatör buluşma noktasında yoksa, ona ulaşmak için trafik ya yurt dışına çıkıyor ya da onun pahalı toptan ürünlerinden geçmek zorunda kalıyor.
Son olarak, tüm sistemi sürdürülebilir kılacak açık ve adil bir düzenleyici çerçevenin oluşturulması önem taşıyor. Başka bir ifadeyle, kuralları net biçimde tanımlayan ve tüm tarafların sorumluluklarını belirleyen bir mevzuata ihtiyaç duyuluyor.
Bu unsurların eş zamanlı biçimde hayata geçirilmeden işletmeciye “tedbir alın” çağrısı yapılması, çözüm üretme kapasitesi sınırlı olan taraflara sorumluluk yüklemek anlamına geliyor.
Veri Ekosisteminin Tüm Paydaşları Sürece Dahil Edilmeli
Veri egemenliği konusu değerlendirilirken esas aktörler göz ardı edilmemeli. Trafiği üreten ve çeken taraf yalnızca internet servis sağlayıcıları değil; veri merkezleri, içerik sağlayıcılar ve bulut platformları da aynı denklemin önemli parçaları arasında yer alıyor. Bu yapılar Türkiye’de rekabetçi koşullarda hizmet alamadığında, içeriklerini yurt dışına taşıyorlar. Yurt içinde dolaşmasını istediğimiz trafik daha kaynağında kayboluyor.
Özellikle, son aylarda toptan tarifelerde yapılan artışlarla birlikte bu eğilim belirgin biçimde hızlandı. Yerel altyapıyı kullanmanın maliyeti yükseldikçe içerik dışarıya kayıyor; servis sağlayıcılar bu kararı veremez, içerik sahipleri ve veri merkezleri verir, üstelik anında verir. Bir kez yurt dışına çıkan içeriğin kolay Türkiye’ye dönmesi ise oldukça zorlaşıyor.
İşletmeciler Hazır
TELKODER üyesi alternatif işletmeciler bu hedefin hayata geçirilmesini destekleyen tarafta yer alıyor. Üyelerimizin önemli bir bölümü Türkiye’deki mevcut buluşma noktalarına halihazırda dahil durumda; doğrudan eşleşme anlaşmaları yapıyor; trafiğini yurt içinde tutmak için aktif bir rol üstleniyor.
Bunun yanında gönüllü mühendis toplulukları, kâr amacı gütmeyen yeni ortak altyapı projeleri üzerinde çalışıyor. Türkiye’deki kendi mühendislik birikimi ve teknik kapasitesi bu dönüşümü destekleyecek seviyede bulunuyor.
Başka bir ifadeyle; bilgi var, teknik kapasite var, yatırım iradesi var, sektör isteği var. Eksik olan unsur, bu yapıyı destekleyecek düzenleyici çerçevenin tamamlanması.
Başka bir ifadeyle; bilgi var, teknik kapasite var, yatırım iradesi var, sektör isteği var. Eksik olan
Bir Sonraki Adım Karar Vericilerde
On İkinci Kalkınma Planı’nda ve 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda İnternet Değişim Noktaları için somut hedefler yer alıyor. BTK’nın bugün paylaştığı yaklaşım da bu hedefe atıfta bulunuyor. Bundan sonraki süreçte öncelik taşıyan adımlar şöyle öne çıkıyor
Türkiye’nin kendi verisinin kendi topraklarında dolaşması için gereken teknik bilgi, yatırım iradesi ve mühendislik kapasitesi bulunuyor. TELKODER ve üyeleri, bu vizyonun hayata geçmesine her türlü katkıyı sunmaya hazır.
]]>Türkiye’de 2025’te 4 Kişilik Bir Ailenin Yıllık Haberleşme Gideri 27.556 TL Oldu
TELKODER geleneksel “Haberleşme Giderleri Analizi” sonuçları açıkladı. 4 kişilik bir ailenin yıllık haberleşme harcaması 2025 yılında 27.556 TL olurken; veriler, haberleşme yıllık toplam asgari ücret içerisindeki payının 2016 yılına kıyasla yaklaşık %35 oranında daha düşük seyrettiğini ortaya koyuyor.
Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER), Türkiye’nin dijitalleşme sürecinde hanelerin temel ihtiyaçları arasında yer alan haberleşme hizmetlerine ilişkin 2025 yılı maliyet analizini kamuoyuyla paylaştı. BTK verileri baz alınarak hazırlanan çalışmada; sabit telefon, genişbant internet ve dört adet GSM hattından oluşan bir ailenin yıllık iletişim gideri tüm bileşenleriyle değerlendirildi.
Haberleşme hizmetlerinin hane bütçesindeki yerini ve maliyet yapısını gösteren 2025 yılı verileri, sektörün içinde bulunduğu ekonomik dengeleri net bir şekilde ortaya koyuyor. TELKODER tarafından yapılan hesaplamalara göre, 2024 yılında 18.744,18 TL seviyesinde olan 4 kişilik bir ailenin yıllık haberleşme gideri, 2025 yılı itibarıyla 27.556,00 TL’ye ulaştı. Söz konusu toplam tutarın 21.197,00 TL’sini doğrudan sunulan hizmet bedelleri, 6.360,00 TL’sini ise zorunlu iletişim vergileri oluşturuyor.
TELKODER: Sektörde Dengeli ve Öngörülebilir Yapı Şart
TELKODER tarafından yapılan değerlendirmede, yıllık toplam asgari ücret geliri baz alındığında haberleşme hizmetlerinin hane bütçesi içindeki payının %8,83 seviyesinde gerçekleştiği görülüyor. Bu oran, bağlantılı yaşamın bir parçası olarak haberleşme hizmetlerine olan yapısal ihtiyacın devam ettiğine işaret ederken; sektörün artan altyapı yatırımları, enerji maliyetleri ve operasyonel giderler karşısında sürdürülebilirliğinin önemini de beraberinde getiriyor.

2025 yılı itibarıyla toplam haberleşme harcamasının yaklaşık %23’ünü oluşturan vergiler, sektördeki maliyet yapısının en önemli bileşenlerinden biri olmayı sürdürüyor. Bu çerçevede hem kullanıcı erişimini destekleyen hem de işletmecilerin yatırım kapasitesini koruyan dengeli bir maliyet yapısının, sektörün gelişimi açısından kritik rol oynadığı ortaya konuyor. Öte yandan; 2016 yılında sadece hizmet bedelinin yıllık gelire oranı %10,29 iken, bugün vergiler dahil toplam yükün bu oranın altında kalması (%8,83), sektörde uzun vadeli ve daha dengeli bir maliyet yapısının oluştuğunu gösteriyor.

Bu tablo, haberleşme hizmetlerinde vergi ve maliyet bileşenlerinin hem hane bütçesi hem de işletmecilerin yatırım kapasitesi üzerinde belirleyici bir etki alanı oluşturduğunu ortaya koyuyor. Sabit telefon, internet ve GSM hizmetlerindeki vergi yapısının sadeleştirilmesi, hane bütçesi üzerindeki baskıyı azaltmanın yanı sıra, Türkiye’nin dijital dönüşüm hedefleri doğrultusunda sektörün yatırım kapasitesini güçlendirecek önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Haberleşme hizmetlerinin stratejik önemine dikkat çeken TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Halil Nadir Teberci, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Haberleşme hizmetleri, sadece bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen değil, aynı zamanda ülkemizin dijitalleşme hedeflerine ulaşabilmesi için kritik öneme sahip bir sektörü temsil ediyor. Son rapora baktığımızda telekomünikasyon sektörü de birçok sektörde olduğu gibi yüksek vergiler ve işletme maliyetlerinin artması odağında harcamaların arttığı bir süreci yaşıyor. Bu noktada işletmecilerin ve tüketicilerin vergi yüklerini azaltmak ve rekabeti arttırmak önümüzdeki dönem için son tüketici maliyetlerini dengelemede önemli bir adım olacaktır. TELKODER olarak, tüm tarafların ihtiyaçlarını göz önünde bulunduran, dengeli ve sürdürülebilir çözümler geliştirilmesi için çalışmayı sürdüreceğiz. Bu sürecin hem bireysel hem de sektörel düzeyde olumlu etkiler yaratacağına inanıyoruz.”
Haberleşme sektörü, dijitalleşmenin hızlandığı bir dönemde hem bireylerin hem de işletmelerin kesintisiz bağlantı ihtiyacını karşılayan stratejik bir altyapı alanı olmayı sürdürüyor. TELKODER bu yapının sürdürülebilirliği için tüm paydaşlarla birlikte daha dengeli ve öngörülebilir bir sektör yapısının gelişmesini desteklemeye devam ediyor.
]]>Türkiye’de 2025’te 4 Kişilik Bir Ailenin Yıllık Haberleşme Gideri 27.556 TL Oldu
TELKODER geleneksel “Haberleşme Giderleri Analizi” sonuçları açıkladı. 4 kişilik bir ailenin yıllık haberleşme harcaması 2025 yılında 27.556 TL olurken; veriler, haberleşme yıllık toplam asgari ücret içerisindeki payının 2016 yılına kıyasla yaklaşık %35 oranında daha düşük seyrettiğini ortaya koyuyor.
Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER), Türkiye’nin dijitalleşme sürecinde hanelerin temel ihtiyaçları arasında yer alan haberleşme hizmetlerine ilişkin 2025 yılı maliyet analizini kamuoyuyla paylaştı. BTK verileri baz alınarak hazırlanan çalışmada; sabit telefon, genişbant internet ve dört adet GSM hattından oluşan bir ailenin yıllık iletişim gideri tüm bileşenleriyle değerlendirildi.
Haberleşme hizmetlerinin hane bütçesindeki yerini ve maliyet yapısını gösteren 2025 yılı verileri, sektörün içinde bulunduğu ekonomik dengeleri net bir şekilde ortaya koyuyor. TELKODER tarafından yapılan hesaplamalara göre, 2024 yılında 18.744,18 TL seviyesinde olan 4 kişilik bir ailenin yıllık haberleşme gideri, 2025 yılı itibarıyla 27.556,00 TL’ye ulaştı. Söz konusu toplam tutarın 21.197,00 TL’sini doğrudan sunulan hizmet bedelleri, 6.360,00 TL’sini ise zorunlu iletişim vergileri oluşturuyor.
TELKODER: Sektörde Dengeli ve Öngörülebilir Yapı Şart
TELKODER tarafından yapılan değerlendirmede, yıllık toplam asgari ücret geliri baz alındığında haberleşme hizmetlerinin hane bütçesi içindeki payının %8,83 seviyesinde gerçekleştiği görülüyor. Bu oran, bağlantılı yaşamın bir parçası olarak haberleşme hizmetlerine olan yapısal ihtiyacın devam ettiğine işaret ederken; sektörün artan altyapı yatırımları, enerji maliyetleri ve operasyonel giderler karşısında sürdürülebilirliğinin önemini de beraberinde getiriyor.
2025 yılı itibarıyla toplam haberleşme harcamasının yaklaşık %23’ünü oluşturan vergiler, sektördeki maliyet yapısının en önemli bileşenlerinden biri olmayı sürdürüyor. Bu çerçevede hem kullanıcı erişimini destekleyen hem de işletmecilerin yatırım kapasitesini koruyan dengeli bir maliyet yapısının, sektörün gelişimi açısından kritik rol oynadığı ortaya konuyor. Öte yandan; 2016 yılında sadece hizmet bedelinin yıllık gelire oranı %10,29 iken, bugün vergiler dahil toplam yükün bu oranın altında kalması (%8,83), sektörde uzun vadeli ve daha dengeli bir maliyet yapısının oluştuğunu gösteriyor.
Bu tablo, haberleşme hizmetlerinde vergi ve maliyet bileşenlerinin hem hane bütçesi hem de işletmecilerin yatırım kapasitesi üzerinde belirleyici bir etki alanı oluşturduğunu ortaya koyuyor. Sabit telefon, internet ve GSM hizmetlerindeki vergi yapısının sadeleştirilmesi, hane bütçesi üzerindeki baskıyı azaltmanın yanı sıra, Türkiye’nin dijital dönüşüm hedefleri doğrultusunda sektörün yatırım kapasitesini güçlendirecek önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Haberleşme hizmetlerinin stratejik önemine dikkat çeken TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Halil Nadir Teberci, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Haberleşme hizmetleri, sadece bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen değil, aynı zamanda ülkemizin dijitalleşme hedeflerine ulaşabilmesi için kritik öneme sahip bir sektörü temsil ediyor. Son rapora baktığımızda telekomünikasyon sektörü de birçok sektörde olduğu gibi yüksek vergiler ve işletme maliyetlerinin artması odağında harcamaların arttığı bir süreci yaşıyor. Bu noktada işletmecilerin ve tüketicilerin vergi yüklerini azaltmak ve rekabeti arttırmak önümüzdeki dönem için son tüketici maliyetlerini dengelemede önemli bir adım olacaktır. TELKODER olarak, tüm tarafların ihtiyaçlarını göz önünde bulunduran, dengeli ve sürdürülebilir çözümler geliştirilmesi için çalışmayı sürdüreceğiz. Bu sürecin hem bireysel hem de sektörel düzeyde olumlu etkiler yaratacağına inanıyoruz.”
Haberleşme sektörü, dijitalleşmenin hızlandığı bir dönemde hem bireylerin hem de işletmelerin kesintisiz bağlantı ihtiyacını karşılayan stratejik bir altyapı alanı olmayı sürdürüyor. TELKODER bu yapının sürdürülebilirliği için tüm paydaşlarla birlikte daha dengeli ve öngörülebilir bir sektör yapısının gelişmesini desteklemeye devam ediyor.
Bilgi için: F5 İletişim Yönetimi / LEWIS+ Partner – telkoder@f5-pr.com
Murat Demirok – 0533 730 58 53 / muratdemirok@f5-pr.com
]]>
TELKODER, 13. Olağan Genel Kurulunu Gerçekleştirerek Yeni Yönetimini Belirledi: Telekomünikasyon Sektöründe Yenilikçi Adımlar Atılıyor!
Serbest Telekomünikasyon İşletmeciler Derneği (TELKODER), 20 Kasım 2025 tarihinde gerçekleştirdiği 13. Olağan Genel Kurulu’nda, sektördeki yenilikçi yaklaşımlar ve gelişim hedefleri doğrultusunda yeni Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulu üyelerini belirledi. Genel Kurul, sektörün mevcut durumu ve geleceğine dair önemli tartışmaların ardından tamamlandı.
Başkanlığa seçilen Halil Nadir TEBERCİ, derneğin sektörün gelişimi ve Türkiye ekonomisinin altyapısının güçlenmesi konusundaki kararlılığını bir kez daha vurguladı. TEBERCİ, “Serbestleşme ve rekabetin sağlanmadığı bir ortamda, yurttaşlarımıza en iyi hizmeti sunmak mümkün değildir. Bu yeni dönemde, kamu ve özel sektör iş birliklerini artırarak, teknoloji ve dijital dönüşüm konularında yenilikçi projelere odaklanacağız” dedi.
Yeni Yönetim Kurulu şu isimlerden oluşuyor:
Yönetim Kurulu Üyeleri:
Yedek Yönetim Kurulu Üyeleri:
Denetleme Kurulu Üyeleri:
Yedek Denetleme Kurulu Üyeleri:
TELKODER, Türkiye’nin dijitalleşme sürecinde öncülük etmeyi ve sektörel sorunlara çözüm bulmayı hedefliyor. Özellikle, fiber altyapısının yaygınlaştırılması, rekabetin sağlanması ve sektörün büyütülmesi bu dönemde izlenecek temel stratejiler arasında. Ayrıca dernek, yatırımların önündeki engellerin kaldırılması, tüketicilere daha çeşitli ve iyi hizmetler sunulması konularında da çalışmalarını sürdürecektir.
Yeni yönetimin önceliği, sektörün dinamiklerini güçlendirerek, rekabeti desteklemek ve üyelerinin ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılamak olacaktır. TELKODER, sektördeki gelişim sürecine katkıda bulunmaya ve rekabeti geliştirme odaklı politikalar geliştirmeye devam edecektir.
]]>407,4 Milyar TL’lik Telekom Sektörünün Gelirleri Neden Büyümüyor?
Türkiye telekomünikasyon sektörü büyüklüğü 407,4 milyar TL’ye ulaştı, ancak dolar bazlı hesaplandığında gelirlerde 2013’ten bu yana büyüme sağlanamıyor. 2022, 2023 ve 2024 yıllarına gelindiğinde mobil trafik artış oranlarında bir yavaşlama olduğu görülüyor. Bununla birlikte, 2024 yılında 14 yıl içinde ilk defa sabit telefon trafiğinin bir önceki yıla göre artışa geçmiş olması dikkat çekiyor. Alternatif işletmecilerin %8,14 gibi aldığı sınırlı pazar payına vurgu da yapan raporu yayımlayan TELKODER’in önerileri, altyapı paylaşımı, şeffaf yetkilendirme ve veri güvenliği ile sektörün rekabetçi ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını öngörüyor.
Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER), 2024 yılına ilişkin hazırladığı “Sektör Düzenlemelerine Yönelik Değerlendirmeler” raporunu kamuoyuyla paylaştı. Raporda, 443 şirketin faaliyet gösterdiği sektörün büyüme potansiyeli ile mevcut yapısal sorunları detaylı olarak analiz ediliyor. Rapora göre, Türkiye elektronik haberleşme sektörü nominal olarak 407,4 milyar TL büyüklüğe ulaştı. Ancak dolar bazlı gelirler 2013’teki 18,02 milyar USD’den 12,41 milyar USD’ye gerileyerek uluslararası rekabet gücünde düşüşe işaret ediyor. Alternatif işletmecilerin pazar payı %8,14 ile sınırlı, Raporda ayrıca sektör şirketlerine yönelik 115 yetkilendirme iptali gibi belirsizlikler sektörde kritik riskler olarak öne çıkıyor.
Sektör gelirlerinden enflasyon etkisi arındırıldığında, elektronik haberleşme sektöründeki reel büyüme de gözler önüne seriliyor. TÜİK enflasyon verileri kullanılarak yapılan hesaplamalara göre, 2003 yılından itibaren sektörde dikkat çekecek bir büyüme yaşanmıyor.
2003 yılında 14,98 milyar TL olan enflasyondan arındırılmış sektör gelirleri, 2020 yılında 15,27 milyar TL, 2024 yılında ise 15,17 milyar TL olarak ölçülüyor. Elektronik haberleşme sektörü, serbestleşmenin başladığı 2002 yılından itibaren 2020 yılına kadar büyük ölçüde durağan kalıyor, 2020’den sonra ise küçülme eğilimi gösteriyor. 2024 yılı itibarıyla sektör, 2003 yılındaki seviyesine geri dönüyor ve herhangi bir büyüme kaydetmiyor.

Alternatif İşletmecilerin fiber altyapısı büyüyor
Raporda, genişbant abone sayısının 96,3 milyon olduğu ve fiber aboneliğe sahip hanelerin yalnızca %25,3 ile sınırlı kaldığı belirtiliyor. TELKODER, bu rakamın 2024 yılı başlarında Avrupa Genişbant Konseyi (FTTH) tarafından yayımlanan“Eve Kadar Fiber” Raporu tarafından ortaya konduğunu not ediyor. Bu durumun en önemli sebeplerini; Türkiye’nin özellikle fiber konusunda Avrupa’daki gelişmeleri geriden takip etmesi ve ülkemizde fiber altyapı kurmak ve altyapısını genişletmek isteyen alternatif işletmecilerin engellerle karşılaşması olarak özetliyor.
Bu durum, özellikle yüksek hızlı internet erişimi ve dijital dönüşüm hedefleri açısından kritik önem taşıyor. 2024 yılında; Türk Telekom’un 18,3 Milyar TL ve alternatif işletmecilerin 24,9 Milyar TL olmak üzere toplam yatırımın 43,2 milyar TL seviyesinde gerçekleştiği görülüyor. Alternatif işletmecilerin yüksek yatırım iştahına sahip oldukları ancak altyapı paylaşımı ve yetkilendirme belirsizliklerinin yatırımların önünü kestiği raporda vurgulanıyor.
Türk Telekom’un fiber altyapı uzunluğu 2009-2024 yılları arasında %270,66 büyürken, alternatif işletmecilerin fiber altyapısı %659,66 oranında artış gösterdi. Bu veriler, alternatif işletmecilerin pazarın daha rekabetçi hâle gelmesi için güçlü bir yatırım potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor.
Sabit ve Mobil Trafik Eğilimleri: Rekabet Eksikliği Etkiliyor
Rapora göre, sabit ses trafiği 2010 yılından itibaren ciddi düşüş eğilimi gösteriyor. 2022, 2023 ve 2024 yıllarına gelindiğinde mobil trafik artış oranlarında da yavaşlama olduğu dikkat çekiyor. Bununla birlikte, 2024 yılında 14 yıl içinde ilk defa sabit telefon trafiğinin bir önceki yıla göre artışa geçmiş olması dikkat çekiyor. Ancak, sektördeki rekabet eksikliği, yeni girişimcilerin fiyat ve kalite üzerindeki baskısının sınırlı olması, mevcut işletmecilerin Ar-Ge, yatırım ve tarife politikalarını olumsuz etkiliyor. Mobil trafik artış oranlarındaki yavaşlama ise, sektördeki büyüme dinamiklerinin yeniden gözden geçirilmesini gerektiriyor.

Uydu Sektörü 10 Kat Büyümeli, Veri Merkezleri Ülke İçinde Güçlenmeli
2024 yılı itibariyle uydu haberleşme hizmetleri abonelerinin sayısı yalnızca 15.959 olarak ölçüldü. Raporda, Türkiye Uydu Sektörünün potansiyelinin büyük olduğu ve Türksat’ın iç ve dış pazarlarda fırsatları kaçırmaması gerektiği vurgulanıyor. Uydu sektörünün dünya ile benzer büyüklüğe ulaşabilmesi için en az 10 kat büyümesi gerektiği belirtiliyor.
Küresel veri merkezi ve bulut pazarı 2024 yılı için 242,72 milyar USD olarak hesaplanırken, 2032 yılına kadar 584,86 milyar USD’ye ulaşması öngörülüyor. Pazarın %70’i Aşırı Büyük Ölçekli (Hyperscale) Veri Merkezleri tarafından domine ediliyor. TELKODER, HDC işletmecilerinin Türkiye’deki veri merkezi şirketleri ile iş birliği yaparak yerli ekosistem oluşturulmasını ve verilerin güvenli bir şekilde ülke içinde tutulmasını öneriyor.
TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Halil Nadir Teberci rapora ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Raporumuz, sektörün nominal olarak büyümeye devam ettiğini ancak bu büyümenin ardında önemli kırılganlıklar barındırdığını net bir şekilde gösteriyor. Dolar bazında 2013 gelir seviyelerine dahi ulaşılamamış olması, yatırım öngörülebilirliğini zorlaştıran en temel sorundur. Diğer yandan, alternatif işletmecilerin toplam pastadan aldığı %8,14’lik pay, rekabetçi ve liberal bir piyasa hedefi için yeterli değildir. 2024’te yaşanan 115 yetkilendirme iptali, yeni girişimciler ve mevcut oyuncular için operasyonel belirsizliği artıyor. Sektörün sağlıklı büyümesi için fiber altyapıya erişim, altyapı paylaşım mekanizmalarının etkinleştirilmesi ve düzenleyici süreçlerde istikrar hayati önem taşıyor.”
TELKODER, sektörün sürdürülebilir büyümesi ve sağlıklı rekabet ortamının sağlanması için kapsamlı öneriler sunuyor. Rapora göre, fiber dönüşüm takviminin şeffaf şekilde açıklanması ve altyapı paylaşım modellerinin etkin bir biçimde hayata geçirilmesi, özellikle alternatif işletmecilerin yatırımlarını artırmaları ve pazarın daha rekabetçi hâle gelmesi açısından kritik önemde. Ayrıca, yetkilendirme politikalarında öngörülebilirliğin artırılması, iptal ve yenileme süreçlerinde tam şeffaflık sağlanması, sektördeki belirsizlikleri azaltarak yeni girişimcilerin ve mevcut işletmecilerin operasyonlarını güvence altına alacak. İnternet Değişim Noktaları (İDN) ve veri merkezi yatırımlarının desteklenmesi ile güncellenmiş düzenleyici etki analizlerinin derhal uygulanması, dijital altyapının güçlenmesine katkı sağlayacak ve Türkiye’nin ulusal veri güvenliğini artıracak. TELKODER, ceza mekanizmaları ile yatırım teşviklerini dengeleyen yeni bir düzenleyici çerçevenin oluşturulmasının, sektörün hem yatırımcı dostu hem de tüketici odaklı bir yapıya kavuşması için hayati öneme sahip olduğunu vurguluyor.
]]>Türk Telekom’un İmtiyaz Süresi Duyurusu Hukuki Süreçleri Yok Sayıyor!
Türkiye, elektronik haberleşme sektöründe önemli bir dönüm noktasındayken, TELKODER Türk Telekom’un 27 Ağustos 2025 tarihinde yaptığı “özel durum açıklaması” ile kamuoyuna duyurduğu imtiyaz süresi uzatma kararını büyük bir endişe ve şaşkınlıkla karşıladığını vurguluyor.
Hukuki Süreç Tamamlanmadan Yanıltıcı Açıklama
Türk Telekom’un yaptığı açıklamada, BTK ile mevcut imtiyaz sözleşmesinin 28 Şubat 2026’dan 28 Ağustos 2050’ye kadar uzatıldığı iddia edilmiş; bu kararın şirket yönetim kurulu tarafından onaylandığı ve Sermaye Piyasası Kurulu’na sunulacağı ifade edilmiştir. Ancak bu duyuru, sürecin en kritik aşamalarından biri olan Danıştay görüşü tamamlanmadan yapılmıştır. Bu durum, hem hukuki teamüllere hem de kamu yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine açıkça aykırıdır.
Hukuki Çerçeve Göz Ardı Edildi
TELKODER olarak Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK) yapılan bilgi edinme başvurusuna 17 Eylül 2025’te verilen resmi yanıt, gerçeğin bambaşka olduğunu ortaya koymaktadır: Tadil sözleşmesi henüz Danıştay’ın incelemesindedir ve süreç kesinleşmemiştir. Bu bağlamda, Türk Telekom’un kamuoyuna yaptığı duyuru, henüz tamamlanmamış bir süreci “sonuçlanmış gibi” sunmakta; kamuoyunu yanıltmakta ve hukuki denetim mekanizmalarını devre dışı bırakmaktadır.
Danıştay görüşü alınmadan imtiyaz sözleşmesinin yürürlüğe girmesi hukuken mümkün değilken, bu durumun kesinleşmiş gibi sunulması hem sermaye piyasası mevzuatına aykırıdır hem de tüm paydaşları yanıltmaktadır.
Rekabet Ortamının Geleceği Tehlikede
Türk Telekom’un özellikle sabit altyapıda sahip olduğu baskın konum ve alternatif işletmecilerin bu altyapıya bağımlılığı göz önüne alındığında, 2050’ye kadar uzatılacak imtiyaz sözleşmesinin sektördeki rekabet dengesini uzun vadeli olarak belirleyeceği açıktır. TELKODER üyesi 20 işletmeci, yatırım planlarını ve gelecek stratejilerini bu kritik belirsizlik ortamında şekillendirmek zorunda kalmaktadır.
2005 yılındaki özelleştirme sürecinde uygulanan şeffaflık ilkeleri ve rekabetçi güvencelerin, yenileme sürecinde göz ardı edilmesi kabul edilemez. Rekabet Kurumu görüşünün alınıp alınmadığı dahi belirsizken, çeyrek asırlık bir imtiyaz uzatmasının toplumsal ve ekonomik etkilerinin tartışılmaması düşündürücüdür.
Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik Şarttır
17 milyar dolarlık yatırım taahhüdünün içeriği, bu yatırımların sektöre ve tüketicilere nasıl yansıyacağı tamamen muğlaktır. Fiber altyapının sadece Türk Telekom’un tekelinde kalması değil, tüm sektörün adil koşullarda erişimine açılması, dijital dönüşümün başarısı için hayati önemdedir. Kamu hizmeti imtiyazının yenilenmesi gibi kritik bir süreçte:
TELKODER’den Kamuoyuna Bilgilendirme ve Uyarı
Usulsüzlük Var: Danıştay görüşü alınmadan yapılan bu duyuru, hukuki sürecin tamamlanmasını beklemeden kamuoyuna sunulmuştur. Bu, açıkça usulsüzdür.
Kamuoyu Yanıltılıyor: Sürecin tamamlandığı izlenimi yaratılarak hem yatırımcılar hem de sektör paydaşları yanıltılmaktadır.
Rekabeti Zedeleyebilir: Bu tür tek taraflı ve kapalı kapılar ardında yürütülen işlemler, sektördeki rekabeti baltalayabilir ve alternatif işletmecilerin pazara erişimini zorlaştırabilir.
Şeffaflık Yok: Sürecin detayları kamuoyuyla paylaşılmamış, sektörün diğer temsilcileri bilgilendirilmemiştir.
TELKODER’den Hukuki Sürece Saygı Çağrısı
TELKODER olarak, BTK’yı ve ilgili kamu kurumlarını hukuki sürece saygı göstermeye, bu sürecin 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun öngördüğü serbestleşme ilkeleri doğrultusunda yürütmeye, davet ediyoruz. Ayrıca, Türk Telekom’un yaptığı açıklamanın geri çekilmesi ve sürecin şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini kamuoyuna duyuruyoruz.
Dijital ekonominin belkemiğini oluşturan telekomünikasyon altyapısının, 2050 yılına kadar tek bir şirketin kontrolünde kalması, Türkiye’nin teknoloji ve inovasyon hedefleriyle bağdaşmamaktadır.
SPK’nın yanıltıcı açıklama konusunda harekete geçmesini, BTK’nın süreci şeffaf yönetmesini ve Danıştay’ın kamu yararını gözeterek değerlendirme yapmasını bekliyoruz.
Telekomünikasyon sektöründe gerçek rekabet ortamının tesisi için mücadelemiz kararlılıkla sürecektir.
]]>5G’ye Geçiş İçin Fibere Yatırımın Artması Gereklilik, SMŞH’nin hayata geçirilmesi ise bir Şart Olmalı!
Türkiye’nin dijitalleşme yolculuğunda yeni bir dönüm noktası olan 5G ihalesi yaklaşırken, TELKODER olarak kamuoyuna ve ilgili kurumlara önemli bir çağrıda bulunuyoruz. 5G teknolojisinin sunduğu yüksek hız, düşük gecikme ve geniş bağlantı kapasitesinden tüm vatandaşlarımızın eşit şekilde faydalanabilmesi için altyapı yatırımlarının öncelikli hale getirilmesi gerekmektedir.
Fiber Altyapı: 5G’nin Temel Taşı
5G’nin etkin şekilde kullanılabilmesi, güçlü ve yaygın bir fiber altyapıya bağlıdır. Bugün Türkiye’de fiber şebeke uzunluğu ve erişim oranları, gelişmiş ülkelerin gerisindedir. TELKODER olarak, fiber yatırımlarının hızlandırılması, altyapı paylaşımının teşvik edilmesi ve bürokratik engellerin kaldırılması gerektiğini vurguluyoruz. Fiberin yaygınlaştırılması, sadece 5G’nin değil, tüm dijital hizmetlerin kalitesini ve kapsayıcılığını artıracaktır.
SMŞH: Rekabetin ve Yenilikçiliğin Anahtarı
Sanal Mobil Şebeke Hizmeti (SMŞH), mobil hizmetlerde rekabeti artıracak, tüketiciye daha fazla seçenek ve uygun fiyatlar sunacaktır. SMŞH’nin hayata geçirilmesi, mevcut operatörlerin altyapısını kiralayarak hizmet sunmak isteyen yeni oyuncuların pazara girmesini sağlayacak ve sektördeki dinamizmi artıracaktır. TELKODER olarak, SMŞH’nin mevzuatla desteklenmesini ve 5G ihalesi sürecine entegre edilerek bir şart olarak ihaleye eklenmesini talep ediyoruz.
Adil, Şeffaf ve Katılımcı Bir 5G Süreci İçin
5G ihalesi, sadece frekans tahsisi değil; aynı zamanda Türkiye’nin dijital geleceğini şekillendirecek bir stratejik adımdır. Bu sürecin adil, şeffaf ve tüm paydaşların katılımıyla yürütülmesi gerektiğine inanıyoruz. TELKODER olarak, sektördeki tüm bağımsız işletmecilerin eşit şartlarda rekabet edebileceği bir ortamın oluşturulması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Türkiye’nin Dijital Geleceği İçin Ortak Akıl
5G’nin sunduğu fırsatları en iyi şekilde değerlendirebilmek için fiber altyapının güçlendirilmesi ve SMŞH’nin hayata geçirilmesi şarttır. TELKODER olarak, kamu kurumlarını, özel sektörü ve tüm paydaşları bu vizyon etrafında birleşmeye davet ediyoruz.
]]>Elektronik Haberleşme Sektörü Büyümeye Devam Ediyor, Ancak Rekabet ve Stratejik Altyapıda Sorunlar Derinleşiyor
TELKODER’in, BTK, TÜİK ve BIST gibi kuruluşların resmi verileri doğrultusunda hazırladığı rapor, elektronik haberleşme sektörünün gelir bazında büyümeyi sürdürdüğünü ortaya koyarken; rekabetin zayıflaması, piyasa değerlerindeki düşüş ve stratejik altyapı yatırımlarındaki duraksamanın, sektörün sürdürülebilir gelişimi açısından ciddi riskler taşıdığını vurguluyor. TELKODER, kapsayıcı ve adil bir dijital gelecek için alternatif işletmecilerin desteklenmesi ve yapısal reformların bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Sektör Geliri 407 Milyar TL’yi Aştı, Reel Artış Sınırlı Kaldı
Elektronik haberleşme sektörü, 2024 yılı sonu itibarıyla 407,45 Milyar TL gelir büyüklüğüne ulaştı. Ancak TÜİK verileri kullanılarak yapılan enflasyon düzeltmesi sonrası, 2003 yılındaki yaklaşık 15 Milyar TL düzeyindeki reel gelirlerin 2024 yılında sabit kaldığı görülüyor. Bu durum elektronik haberleşme sektörünün 2003 yılından bu yana reel anlamda büyüme kaydetmediğini gösteriyor.
Elektronik haberleşme sektör gelirleri, 2024 üçüncü çeyrekte 113,89 Milyar TL iken 2024 dördüncü çeyrekte 124,86 Milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Enflasyondan arındırılmış gelirler ise 2024 üçüncü çeyrekte 4,5 Milyar TL, 2024 dördüncü çeyrekte 4,6 Milyar TL olarak belirlenmiştir.
Alternatif İşletmeciler Baskı Altında, Pazar Payı %7,78’e Geriledi
TELKODER raporuna göre, büyük üç operatör ve iştirakleri dışındaki alternatif işletmecilerin pazar payı, 2024 yılı üçüncü çeyrekte %8,89 iken, dördüncü çeyrekte %7,78’e geriledi. Avrupa ortalamalarının oldukça altında kalan bu oran, sektörde sağlıklı rekabet ortamının hala oluşturulamadığını gösteriyor.
Piyasa Değerleri Giderek Eriyor
Sektörün %70’ini temsil eden iki büyük şirketin toplam piyasa değeri, 2008 yılında 22,90 Milyar Dolar iken, 2024 sonunda 10,16 Milyar Dolar’a geriledi. Bu dramatik düşüş, İstanbul Borsası’ndaki genel artışa ve döviz kurunun yatay seyrine rağmen gerçekleştiği gözlemlendi.
Fiber Yatırımları ve Genişbantta Yavaş İlerleme
Toplam fiber altyapı uzunluğu 2024 yılı sonu itibarıyla 604.618 km olarak ölçüldü. Bu rakam, üçüncü çeyreğe kıyasla sadece yaklaşık 16.000 km’lik bir artışı temsil ediyor. Fiber abone oranı ise aynı dönemde %7,91’den %8,37’ye yükseldi. Genişbant abone sayısında ise anlamlı bir değişiklik kaydedilmedi.
Genişbant uydu hizmetlerine olan ilgi de sınırlı kaldı. 2011’den bu yana toplamda yalnızca 5.154 yeni abone kazanıldığı ve son çeyrekte bu sayının bir önceki döneme göre gerilediği belirtildi.
Sabit Ses Trafiği Yok Olma Noktasında
2009 yılında toplam ses trafiğinin %17,4’ü sabit hatlardan sağlanırken, bu oran 2024 dördüncü çeyrekte %1,77’ye kadar düştü. Sabit ses trafiğindeki bu hızlı düşüş, sektörün rekabet açısından yeniden değerlendirme ihtiyacına işaret ediyor.
Bir Ailenin Haberleşme Gideri Yılda 18.744 TL’yi Aştı
2024 yılı dördüncü çeyreği itibarıyla dört kişilik bir ailenin yıllık haberleşme gideri 18.744,22 TL olarak hesaplandı. Bu tutarın 4.325,62 TL’si vergilerden oluşuyor.
Veri Merkezlerinde Stratejik İlerlemenin Eksikliği Sürüyor
Raporda, İnternet Değişim Noktaları (İDN) ve veri merkezi standartları gibi kritik başlıklarda uzun süredir politika belgelerinde yer almasına rağmen somut bir ilerleme kaydedilemediği vurgulanıyor. BTK’nın 2021 İş Planı’nda yer alan Türkiye İnternet Değişim Altyapısı çalışmaları da tamamlanmadı ve 2022 itibarıyla planlardan çıkarıldı.
Rekabet Güçlenmeli, Altyapı Stratejileri Uygulanmalı
TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Halil Nadir Teberci, rapora ilişkin yaptığı değerlendirmede şu açıklamalarda bulundu: “Elektronik haberleşme sektörü gelirsel olarak büyümeye devam ediyor; ancak bu büyüme, reel anlamda sınırlı kalıyor. Alternatif işletmecilerin pazar payının daralması, piyasa değerlerindeki ciddi düşüş, sabit ses trafiğinin yok olma noktasına gelmesi ve genişbant yatırımlarındaki yavaşlık, sektörün sağlıklı gelişiminin önünde ciddi engeller oluşturuyor. Uydu internet aboneliklerinin hâlâ sınırlı sayıda kalması ve veri merkezleriyle internet değişim noktalarına ilişkin somut adımların atılamamış olması da dijitalleşme hedeflerimizle çelişiyor. Tüm bu veriler, sektörün yalnızca ekonomik değil, yapısal olarak da güçlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Kapsayıcı ve rekabetçi bir dijital ekosistem için artık vakit kaybetmeden harekete geçilmeli.”
TELKODER Sektörü Takip Etmeye Devam Ediyor
TELKODER, elektronik haberleşme sektörüne yönelik gelişmeleri izleyerek her çeyrek sonunda raporlamayı ve kamuoyuyla paylaşmayı sürdürüyor. Yeni teknolojilerin ve rekabetin teşvik edilmesi, Türkiye’nin dijital ekonomideki yerini sağlamlaştırmak adına kritik önem taşıyor.
]]>Siber Güvenlik Yasası İnternet ve Telekomünikasyon Hizmetleri Sağlayan Şirketlere Ne Zorunluluklar Getiriyor?
Türkiye’de siber güvenlik alanında köklü bir dönüşüm başlatan Siber Güvenlik Kanunu, kısa süre önce Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. TELKODER yeni düzenlemelerin telekomünikasyon sektörüne ilişkin etkilerini değerlendirmek üzere bir açıklama yaptı. Buna göre, ilgili düzenlemeler ile birlikte, telekomünikasyon ve internet servis sağlayıcıları (İSS) için de kapsamlı yükümlülükler getirildiği ifade ediliyor.
TELKODER tarafından yapılan açıklamada şu değerlendirmeler ve görüşler yer alıyor…
Türkiye’de geçtiğimiz günlerde yürürlüğe giren Siber Güvenlik Yasası, hem devletin dijital güvenlik kapasitesini artırmayı hem de internet altyapısını kullanan şirketlerin sorumluluklarını yeniden tanımlamayı amaçlıyor. TELKODER olarak bu yeni düzenlemeyi, hem dijital altyapımızın korunması açısından önemli bir adım hem de sektördeki tüm oyuncular için dikkatle izlenmesi gereken bir süreç olarak değerlendiriyoruz.
Yeni kanunla birlikte “Siber Güvenlik Başkanlığı” ve “Siber Güvenlik Kurulu” adında iki yeni yapı kuruluyor. Bu kurumlar, artık Türkiye’nin siber güvenlik stratejilerini belirleyecek, denetim yapacak, müdahalede bulanacak ve yeni güvenlik standartlarını uygulamaya koyacak. Özellikle internet servis sağlayıcıları (İSS) ve telekomünikasyon şirketleri, bu yeni yapının muhatabı haline geliyor.
Ancak burada önemli bir husus bulunuyor: Hangi kuralların neye göre belirleneceği henüz net değil. Örneğin, internet sağlayıcılarından artık “zorunlu siber güvenlik önlemleri” almaları isteniyor. Fakat bu önlemlerin hangi uluslararası standartlara dayanacağı, hangi ölçekten şirketleri nasıl etkileyeceği açıklığa kavuşturulmuş değil. Bu durum, özellikle küçük ve orta ölçekli şirketler için ciddi bir belirsizlik yaratıyor.
Bunun yanında, kullanıcı verilerinin belirli sürelerle saklanması da zorunlu hale geliyor. Bu durum hem kişisel verilerin gizliliği açısından endişe yaratıyor, hem de şirketlere ek mali yük getiriyor. Ayrıca yeni kurulan Siber Güvenlik Başkanlığı’nın denetim yapma ve ceza verme yetkisi var. Fakat bu denetimlerin hangi kurallara göre, hangi sıklıkla ve nasıl yapılacağı gibi sorular hâlâ cevap bekliyor.
TELKODER olarak şunu çok net ifade ediyoruz: Dijital güvenlik ülkemiz için hayati önemdedir. Ancak bu güvenliği sağlarken hem vatandaşlarımızın haklarını korumalı hem de sektördeki şirketlerin sürdürülebilirliğini gözetmeliyiz. Yani güvenlik hedefiyle hareket ederken, inovasyonu ve yatırımı boğmamalı; yeni yükümlülüklerin açık, ölçülebilir ve adil olmasını sağlamalıyız.
Sektörün Yapıcı Katkı Çağrısı
Bu adımlar atıldığı takdirde, hem Türkiye’nin dijital güvenlik kapasitesi güçlenecek hem de özel sektörün sürdürülebilirliği, inovasyon kapasitesi ve yatırım motivasyonu korunacaktır. TELKODER olarak bu sürecin iş birliği ve sağduyu temelinde yürütülmesini destekliyor, kamuoyunu ve tüm paydaşları yapıcı katkıya davet ediyoruz.
]]>