Telkoder’in ‘Yerel Ağın Paylaşıma Açılması’ Görüşü

Telkoder’in raporunu kendi açıklamalarından sunuyoruz.

Ülkemizde telekomünikasyon alanında Katma Değerli Servisler ilk defa 1994 yılında yürürlüğe giren 4000 sayılı yasa ile tanımlanmıştır. Takip eden yıllarda çeşitli yasalar ve Yönetmelikler çıkarılmış, Telekomünikasyon Kurumu kurulmuş ve Kurumun yayınladığı Yönetmelik ve Tebliğler yürürlüğe girmiştir. Ancak, bu dönemde çok kısıtlı konularda işletme izinleri verilebilmiştir. Tekel nedeni ile ses konusuna izin verilmez iken, Katma Değerli servislerden sayılan Geniş bant veri iletimi için de Kablo TV ve Sabit Kablosuz Erişim konularında Ruhsatlar henüz verilmemiştir. Bu nedenlerle Yerel Ağın yaygın olarak kullanılabileceği ses ve geniş bant veri iletimi konularında ülkemizde rekabete açık bir işletmecilik bulunmamaktadır.

Yerel Ağın Paylaşıma Açılması ve diğer konularda Kurum tarafından izinlerin nasıl verilmesi gerektiği hazırlıkları devam etmekte iken, Türk Telekom A.Ş.’nin yoğun DSL yatırımları göze çarpmaktadır. Bu durum, özel teşebbüslerin bu alanlarda faaliyet gösterme imkanına kavuşmadan önce, Türk Telekom A.Ş.’nin yatırımlarını tamamlayarak, serbest rekabeti engelleme çabası olarak değerlendirilmektedir.

Kurumun görevleri arasında 8. sırada yer alan “Telekomünikasyon hizmetleri ve altyapısı ile ilgili olarak işletmecilerin ve bu alanda kanuna uygun olarak ticari faaliyet içinde bulunanların, hizmetlerin yürütülmesi, altyapının işletilmesi ve çeşitli telekomünikasyon teçhizat ve cihazları üreten veya satanların bu hizmet ve faaliyetlerini Türkiye dahilinde tam bir rekabet ortamı içinde gerçekleştirmelerini sağlamak, teşvik edici tedbirleri almak,” hükmüne göre Kurum’un söz konusu alanlarda gerekli izinleri bir an önce vermesi gerekmektedir.

GENEL

Yerel ağ olarak tanımladığımız lokal santrallardan kullanıcıya kadar uzanan bakır kablo en büyük iletişim platformunu oluşturmaktadır. Her ne kadar bu kabloların mülkiyeti ana tekekom işletmecisine ait olsa da, bu yatırımlar Devlet eli ile yapıldığından, ülkemizin diğer işletmecilerinin de kullanma ve kullanıcıların da bu yolla sağlanacak servislerden yararlanma hakkı bulunmaktadır.

Ülkemizde telekomünikasyon alanında henüz ses ve altyapı tekelinin yürürlükte olması, alternatif erişim işletmecilikleri için henüz işletme ruhsatı verilmemiş olması nedeni ile tam rekabet tesis edilemediğinden, Yerel ağın eş zamanlı olarak paylaşıma açılmasının rekabeti ne şekilde etkileyeceği konusunda yorum yapma imkanı bulunmamaktadır. Tam rekabetin tesis edilmesi için Yerel ağın paylaşıma açılması, Kablo TV ve Sabit Kablosuz Erişim konularında yetkilendirme vakit geçirilmeden yapılmalıdır.

Ses hizmetleri işletmeciliğinin modelleri ve koşulları henüz belirlenmemiş olması ve daha büyük yatırımlar gerektireceği için, Yerel ağın ses hizmetleri için kullanılması daha sonraki aşamalarda gerçekleşeceğini düşünebiliriz. Sektörün ve rekabetin gelişmesi için genişbant hizmetlerin öncelik kazanacaktır.

Alternatif altyapılar ve yerel ağın paylaşıma açılması için öncelikle Yerel Ağ, Kablo TV ve Sabit Kablosuz Erişim işletme ruhsatlarının verilmesi gerekmektedir. Pazar daha sonra tercihlerini kendisi belirleyecektir.

ERİŞİM VE UYGULAMA MODELİ

İlk adımda ayrıştırma ve alt yerel ağ, daha sonra tam erişim yöntemlerinin talep göreceği beklenmektedir. Ancak burada Türk Telekom A.Ş. nin ve düzenleyici otoritenin davranışları önem kazanmaktadır. Özellikle, Türk Telekom A.Ş. tarafından temin edilecek hatların uygunluğunun, yine Türk Telekom A.Ş. tarafından test edilerek teslim edilmesi ve işletme süresince desteğini sağlaması önemlidir. Türk Telekom A.Ş.nin destek konusunda özel işletmeciler kadar hassas olamayacağı endişesi ve düzenleyici otoritenin ortaya koyacağı servis garantisi ile ilgili kurallar, bu yöntemin ve diğer yöntemlerin uygulanması için belirleyici olacaktır. Farklı erişim yöntemlerinin tümü için izin verilmelidir.

Yeniden satış yöntemi, görebildiğimiz kadarı ile Türk Telekom A.Ş.nin mevcut vizyonu içerisinde bulunmamaktadır. Ancak son günlerdeki yoğun DSL yatırımları ileride bu yaklaşımının değişebileceğini düşündürmektedir.

Coğrafi bir önceliklendirme ve kısıtlama uygulanmamalıdır. İşletmeciler istedikleri santral sahalarında istedikleri kadar lisans alabilmelidirler ve işletmeciler yurt çapında lisans aldıkları bölgeleri bağlayarak bir hizmet şebekesi oluşturabilmelidirler.

Ortak yerleşim için Türk Telekom A.Ş. ofislerinin ve enerjilerinin kullanılması zorunlu tutulmamalıdır. Ancak Referans Erişim Teklifinde yer alan koşullarla ve şeffaf bir şekilde hesaplanmış makul bedeller karşılığında, Yeni işletmecilerin isterlerse Türk Telekom A.Ş.nin ofislerini ve enerjilerini kullanma imkanı sağlanmalıdır. Bu yöntem GSM işletmecileri için kullanılmaktadır. Kiralık hatların sağlanması ve transmisyon şebekesine erişimde de benzer yöntem uygulanmalıdır.

Talepler için bağlayıcı taahhüt alınması, fırsat eşitliği açısından sakıncalıdır. Öncelik başvuru sırasına göre yapılmalıdır. Rekabetin sağlanmasına ait düzenlemeden sonra piyasada oluşacak arz talep dengesi dinamik bir yapı içerisinde devam edecektir.

YETKİLENDİRME

Yerel ağın bir altyapı ve iletişim platformu olduğu ve mülkiyetinin de Türk Telekom A.Ş.’ye ait olduğu dikkate alınarak, Yetkilendirme Yönetmeliği ile servislerin verilmesi açısından ilişkilendirilebilir. Ses ve Data lisanslarına sahip olan işletmeciler bu servisleri Yerel ağ üzerinden de verebilme hakkına sahip olmalı, ilave bir lisanslamaya gerek duyulmamalıdır. Ana işletmecinin kabloları ve tesislerinin yetersiz kaldığı durumlarda, yeni işletmeciye ihtiyacın giderilmesi için kısmi altyapı veya geçiş hakkı izini verilmelidir.

MALİYETLER VE ÜCRETLENDİRME

Türk Telekom A.Ş.’nin, yeni işletmecilere yerel ağını ve tesislerini kullandırmasına ilişkin tarifeler mutlaka makul ve özendirici seviyelerde tutulmalıdır. Bunun için Türk Telekom A.Ş.’nin maliyet ayırımını bir an önce gerçekleştirmesi sağlanmalı, yerel ağ maliyeti içerisine ilave edilmesi muhtemel ve Yerel ağ altyapısı ile ilgisiz maliyetler kiralama fiyatlarına yansıtılmamalıdır.

Asgari hizmetlerin sağlanması ve yerel ağ maliyetleri ilişkilendirilmemelidir. Asgari hizmetin tanımının ve kapsamının belirlenmesinden sonra, dünyada genel kabul gördüğü gibi, servisler üzerinden alınacak makul paylar ile oluşturulacak fonlar ile ve/veya Devlet Bütçesi’nden desteklenmelidir.

Yeni işletmecilerin yerel ağı kullanabilmesi için mevcut şebekeye ilaveten yapılması gereken yatırımlar ana işletmeci ve yeni işletmeci arasında duruma bağlı olarak çözümlenmeli, düzenleyici otorite hakemlik yapmalıdır. Düzenleyici otoritenin Türk Telekom A.Ş. üzerinde zorlayıcı ve hemen uygulanabilir kararlar alabilmesi sağlanmalıdır. Fiyatların makul bir seviyede tutulmasıyle sektöre yeni girecek operatörün yatırım yapma veya mevcut ağı kullanma opsiyonlarını kendi yatırım riskini düşünerek hareket etmesine imkan sağlamak gerekir. Buna karşın servise dayalı rekabetin hem düzenleyici kurum hemde yerel operatör tarafından özendirilmesinin sektörün rekabete açılmasının başlangıcında önemli bir yapı taşı olacağını düşünmekteyiz. Erişim maliyetlerinin makul seviyelerde tutulmasıyla pazara yeni girecek operatörün mevcut Türk Telekom A.Ş. altyapısını kullanmak isteyeceğini düşünmekteyiz. Bu model kısa vadede yeni operatörün önemli bir müşteri topluluğuna ulaşmasına ve pazara alışmasına imkan tanıyacaktır. Buna rağmen, yatırım riskini göze alan diğer bir yeni operatörün de altyapı yatırımı yapmasına engel olunmamalıdır.

REFERANS TEKLİF VE HİZMET SEVİYESİ ANLAŞMALARI

Kurum, Referans teklif içerisinde yer alacak ücretler ile ilgili tavan ücretleri tesbit etmeli ve bu ücretlerin rekabeti arttırıcı, teşebbüsü özendirici seviyede olmasını sağlamalıdır.
Türk Telekom A.Ş. tarafından yayınlanacak Referans Erişim Teklifinde tüm hususlar tam bir şeffaflık içerisinde yer almalıdır. Bize göre teklif içerisinde aşağıda genel başlıkları verilen konuların detaylı bir şekilde açıklamasının bulunması gereklidir.

· Mevcut Altyapı
· Mevcut Yatırımın Coğrafi Dağılımı
· Yerel Ağın uygunluğu
· Ortak Yerleşimin uygunluğu
· Uygulanacak Erişim Modeli/Modelleri
· Uygulanacak Ortak Yerleşim Modeli/Modelleri
· Güvenlik
· Genel Standartlar
· Ücretlendirme
· 3 yıllık İş ve Zaman Planı

Hizmet seviyesi anlaşmasının referans teklife benzer bir modelle önceden hazırlanıp yerel ağ paylaşımına girecek yeni operatöre sunulmalıdır. Ancak bu anlaşma taslağının ticari müzakereler sonucunda değiştirilebilir esnek bir yapıda olmasında fayda vardır. Paylaşıma geçecek bir operatör ücreti karşılığında anlaşmanın içeriğini fazlalaştırma hakkını elinde tutmalıdır.

Düzenleyici Kurum’un Hizmet Seviyesi Anlaşması’nın hazırlanması ve özellikle taraflar arasında uygulamada hakemlik rolüne üstlenip anlaşmanın aksi durumunda gerekli cezai yaptırımların süresinde gerçekleşmesi konusunda aktif rol almalıdır. Aksi halde sektöre alışmaya çalışan yeni operatör düşük servis seviyesinde ciddi müşteri kayıplarıyla karşılaşabilir.

CİHAZLAR

Farklı teknolojiler bir arada kullanılabilmelidir. Serbest pazarda bu durum zaten oluşacaktır. Kullanılacak cihazların teknik özelliklerinde yapılacak herhangi bir sınırlama gelişmeye mani olacak, imalatçılar arası rekabeti önleyecek, ülkemizde ortaya çıkabilecek yaratıcılığa sekte vuracaktır. Ancak, tabii ki ITU, ETSI, IEEE gibi uluslararası kuruluşların standartları uygulanmalıdır.

PLANLANAN ÇALIŞMALAR VE KATILIM

Çalışma Gurubunda sektörde yer alan, Yeni işletmeciler, üreticiler, içerik sağlayıcılar, Türk Telekom A.Ş. ve Üniversiteler yer almalıdır. Ticari kuruluşlerımızın rekabetçi pazarın oluşmasında katkıları ne kadar gerekli ise, teknik konuların irdelenmesinde de üniversitelerimizin katılımı o derecede önemlidir.

Ayrıca çalışma gurubunda, sektör temsilcisi sivil toplum kuruluşları TELKODER, TİD ve TESİD mutlaka yer almalıdır.

Serbest Telekomünikasyon İşletmecilerini temsil eden Derneğimiz, bu çalışmaların içerisinde aktif olarak yer almaya ve konunun her boyutunda destek vermeye hazırdır.

Ülkemizin teknoloji alanında çok gecikmiş olan kalkınmasının bir an önce başlaması için pilot uygulamalarla kaybedecek vaktimiz çok az. Yeni işletmeciler kendi pilot uygulamalarını yaparak kendi iş planlarını kurabilirler. Önemli olan kısıtlamaları ve güdümü asgariye indirmektir. Güdümlü pilot uygulamalar vakit harcayacak, bazı işletmecilere ve üreticilere öncelik tanıyacak, teknik bilgisini kullanarak hem ticari bir işletme kurmak hem de ülkenin teknik alanda kalkınmasına fayda sağlayacakları ise engelleyecektir.

Saygılarımızla,
TELKODER
SERBEST TELEKOMÜNİKASYON İŞLETMECİLERİ DERNEĞİ
22.07.2003-ANKARA