Andrea Renda ; Türkiye Telekomünikasyon Alanında Ab’nin Gerisinde – 1

17 haziranda İstanbul’da düzenlenecek olan “Telekomünikasyon: Bilgi Toplumunun Kaldıracı” başlıklı konferansı, Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) ve Avrupa Politika Araştırmaları Merkezi (The Centre for European Policy Studies – CEPS) birlikte düzenliyor. Konferans konusunda Başkan Andrea Renda ile görüştük.

17 Haziran tarihinde İstanbul’da, Avrupa Politika Araştırmaları Merkezi, (The Centre for European Policy Studies – CEPS) ile Türkiye Bilişim Vakfı işbirliğinde “Telekomünikasyon: Bilgi Toplumunun Kaldıracı (Telecommunications: Levering the Information Society)” başlıklı bir konferans düzenleniyor. Bu konferans ve genel olarak telekom sektörü konusunda düşüncelerini öğrenmek için Başkan Andrea Renda ile görüştük;

Turk.internet.com : Bize kendinizden ve CEPS’ten bahsedebilir misiniz?

Andrea Renda : Avrupa Politika Araştırmaları Merkezi, The Centre for European Policy Studies (CEPS), 40’tan fazla kurum bünyesinde çalışan araştırmacı ve 120 kurumsal üyeye sahip; telekomünikasyon da dahil olmak üzere Avrupa’nın farklı politikalarını belirleyen bir düşünce kuruluşudur.

Philadelphia merkezli Dış Politika Araştırma Enstitüsü’nde Düşünce Kuruluşları ve Sivil Toplum Örgütleri tarafından 18 aydan fazla süreyle emsal tarama tabanlı olarak yürütülen yeni bir araştırmada dünyanın en iyi on düşünce örgütünden biri seçildi.

Ben CEPS’te kıdemli üye ve regülasyon işleri başkanıyım. Ayrıca Roma’daki LUISS Guido Carli Üniversitesi’nde profesörum. Telekomünikasyon düzenlemeleri alanında yazılarım, seminerlerim ve yayınlarım var. Avrupa’da son yıllarda telekom sektörünün düzenleyici çerçevesinin oluşturulmasında önemli katkıları olan CEPS Task Force’ta Elektronik İletişim Raportörü’yüm. Yakın geçmişte de Uluslararası Telekomünikasyon Topluluğu’nun Yönetim Kurulu üyeliğine atandım.

Turk.internet.com : İstanbul’da 17 haziranda düzenlenecek olan konferanstan ne bekliyorsunuz?

Andrea Renda : Geçmişte bir makalemde, Türkiye’nin AB mevzuat yapısıyla uyumlu bir yapıya sahip olmasının ona çok şey katacağını yazmıştım. Bunun için, daha iyi bir mevzuat ve iş ortamında düzenlemeler yapılması gerekiyor. Bunun karşılığında alınacak ödül çok daha değerli.

Türkiye 70 milyondan fazla insanıyla ve bilgi toplumunun tüm nimetlerinden faydalanmayı fazlasıyla hak eden birçok genç tüketicisiyle çok büyük bir ülke. AB “çok düşük fiyatlara IP erişimi”ni içeren evrensel servislerin yeniden tanımlanmasını ele alırken Türkiye bu çabaların çok uzağında kalıyor.

Bu konferans son derece bilgili ve etkileyici konuşmacıları bir araya getirecek ve hem Türkiye’nin hem Avrupa’nın hem de – ve umarız çok yakında – AB üyesi Türkiye’nin önündeki yolu tartışmak için benzersiz bir fırsat sunacak.

Turk.internet.com : Avrupa Komisyonu telekomünikasyon alanında Türkiye’nin Avrupa Çerçevesi’ne uyum sürecini takip ediyor ve Türk Telekomünikasyon Kurumu’nu periyodik olarak denetliyor. Bu çerçeveden bakıldığında Türkiye ‘nin telekom sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Andrea Renda : Avrupa Komisyonu üyelik yolundaki Türkiye’de yasal bazı değişikliklerin ihtiyaç duyulacağı alanlara telekomünikasyonu da dahil etmiştir. Özellikle, Konsey tarafından bu yılın Şubat ayında belirtildiği gibi Türkiye, mevcut AB düzenleyici çerçeveyle aynı eksende yeni bir Elektronik Haberleşme Yasası hazırlamalıdır. Bu çok önemli çünkü 2002 yılındaki çerçeve şu anda yürürlükteyken Türkiye’de hala 1998 tarihli “ONP” provizyonları uygulanıyor. Kısacası, Türkiye telekomünikasyon alanında bugün AB’nin gerisinde. (Aynı durum ismi Audiovisual Content Without Frontiers olarak değişen ve AB’de incelenen Television Without Frontiers için de geçerli).

Yürürlükteki yasal kurallar, işlevsel ve rekabetçi bir pazar yaratmak için yetersiz. Sabit pazarda yaşanan tekel durumu ve burada uygulanan asimetrik fiyat politikası nedeniyle de sıkıntılar mevcut. Bu tür uygulamalara AB üyesi ülkelerde rastlanmamaktadır. Aynı durum geniş bant sektörünün kısıtlı gelişimi ve rekabetçiliği için de geçerli.

Son yıllarda mobil iletişimin gelişmesini engelleyen aşırı yüksek vergiler, 3G lisanslarının dağıtılmasındaki gecikmeler ve cep telefonu operatörlerindeki perakende tarifelerinin AB27 ortalamalarıyla ile karşılaştırıldığında gerçekten “anormai” kalan taban fiyatları da diğer önemli sorunlar arasında sayılabilir.

Turk.internet.com : Telekom pazarının tamamen serbest olduğu AB örnekleriyle, Türkiye’deki durumu karşılaştırabilir misiniz?

Andrea Renda : Türkiye gibi yoğun nüfusa sahip AB üyesi pek çok devlette (Almanya, İtalya, Fransa, İspanya ve İngiltere gibi) son yıllarda telekomun serbestleşmesinin önemli etkileri oldu. Özellikle İngiltere, sabit hat perakende satış gelirlerinin %50’sinden daha azını elinde bulunduran yükümlü operatör BT ile son derece kayda değer bir gelişme gösterdi. Mobil penetrasyon, hemen hemen tüm üyelerde % 100 oranında ve fiyatlar artan rekabetin sonucu olarak her yerde düştü. Bu da Avrupa Komisyonu’na Kasım 2007’de ilgili piyasalardaki Tavsiye Kararı’ndan çoğu perakende pazar tanımlarını belirgin hale getirme zamanının geldiğine dair bir gösterge oldu.

Türkiye bu gelişmeleri hayata geçirmekten hala çok uzak. Sabit hat piyasasında tekelleşme hala sürüyor, halihazırda yeni rakiplerin piyasaya çıkışını destekleyecek ve alternatif altyapılarda başka bir yatırım kapısı açacak kayda değer bir gelişme yok. Cep telefonu sektöründe, çağrı sonlandırma düzenleme oranları asimetrik. Piyasadaki oyuncuların eşit koşullar altında yarıştığını söyleyemeyiz. Şartlar aynı değil. Bu da düşük geniş bant penetrasyonu, düşük yatırımlar, vergilerin sebep olduğu yüksek fiyatlar, sınırlı servis seçeneği ve 3G servislerinin hala gelişememesi olarak piyasaya yansıyor. Telekomünikasyon sektöründeki bu olumsuz gelişmeler, Türkiye’nin dijital çağın gerisinde kalmasına neden oluyor.